 |
GÖLGEDE KALAN UÇAKLAR - 3 |
| H.Anil ÖZTEKİN |
ARALIK 2008 |
Öyle icatlar vardır ki toplumlara
faydalarından, ya da icadı yapanlardan
ziyade, firmalarla ve icadın yapıldığı
ülkelerle anılırlar. Hatta ilk bulandan çok, en son
geliştirenler dikkat çekerler. icatlara, keşişere
eklenen bu özelliklerin etkisiyle de önceki
kuşaklardan farklı olunduğu ve modern olunduğu
hissedilir.

“Temel ile Dursun Türkiye’de iş bulamamışlar ve
Amerika’ya gitmişler. ikisi de Amerika’nın farklı
şehirlerinde iş bulmuşlar. Aradan on yıl geçtikten
sonra Temel tesadüfen Dursun’u lüks bir
arabadan inerken görmüş ve bu kadar parayı
nereden bulduğunu sormuş.
Dursun, “Bir icat yaptım. içine elini koyuyorsun
el falını okuyor. Bunun için 15 dolar istiyor,”
demiş.
Yıllar geçmiş ve sonraki görüşmelerinde bu sefer
Temel hem de lüks bir lumuzinle gelmiş.
Dursun büyük bir şaşkınlıkla Temel’e bu kadar
parayı nereden bulduğunu sormuş.
Temel de “Bir icat yaptım el falını okuyor ve
bunun için beş dolar istiyor. Elini geri çekmek
için ise 25 dolar istiyor” demiş.
Özellikle toplumla ilgili ticari icatlardan/keşişerden
sonraki anahtar adım, "en"lerle anılabilecek
"olumlu" sıfatları yükleyebilmekten geçmektedir.
En’lerin konusunu ise icat edilen enstrümanın
karşı koyduğu ana unsur ya da sağladığı fayda
oluşturmaktadır.
Konu havacılık olunca, havada tutunabilen en
büyük hava aracını yapabilmek, bana göre bu
‘en’ler içerisinde en çılgın olanı...
Newton’a sormuşlar, “Hocam, tonlarca elmayla
uçabilen bir cisim yapılabilir mi?” Newton,
şaşırmış-kızarmış bozarmış ve “Hoca camide”
demiş…
Özellikle Aviator filminden sonra tanıdığımız
Howard Hughes’un en büyük hayali, en büyüğü
yapmaktı. ilginç bir
kişilik olan Hughes;
hem bir yönetmen, hem
de o dönem dünyanın en
zengin adamı olarak
anılıyordu. Düsturu
“Çılgınlık göklerdedir”
olsa da içine kapanık bir
kişilikti.
Daha önceki
yazılarımda, ilk ticari
uçaklarda bahsederken
Ford Trimotor’un
Teneke Kaz’ından (Tin
Goose) bahsetmiştim.
Daha kaslı ve iri görünen
kazlar, ebatları
büyütülen dönemin “ilk
uçakları” için en uygun
isim olarak seçiliyordu.
Howard Hughes da inşa
ettirdiği bu dev uçağa
fiık Kaz (Spruce Goose)
ismini vermişti. Howard
Hughes, Aviator filminde
bir kahraman gibi
gösterilse de birçok
Amerikalı’ya göre
büyük bir
dolandırıcıydı. Dev uçak
projesi, ikinci Dünya
Savaşı’nda Almanların
gemileri çok kolay imha
etmesinden dolayı
oluşturulmuştur.
Yapılacak dev bir hava
gemisi, hem çok sayıda
insan ve yük hem de
silah taşıyabilecekti.
1947'de tamamlanan Şık
Kaz, “sadece bir kez ve
bir-kaç dakika” uçabilmiştir.
Maliyetinin
büyük bir kısmını devlet karşıladığı için bu uçuş
ABD halkına büyük bir servete mal olmuştur.
Hala, kanat açıklığı açısından dünyanın uçabilen
(bir kere uçsa da) en büyük hava aracı ünvanını
elinde bulunduran sekiz pervaneli bu uçak,
savaşın sona ermesiyle tüm misyonunu yitirmiş
ve pahalı bir müze eseri olmuştur.
Pervaneli uçaklar incelendiğinde güç/performans
açısından, iki pervanenin peş-peşe olduğu ters
yönde hareket eden pervaneler (contra-rotating
propellers/contra rotating turboprops) bir
dönem oldukça popüler olmuşlardır. ikinci
Dünya Savaşına yönelik filmleri izleyenler bilirler.
Torpidoların arkasındaki pervaneler genelde
ard arda iki pervaneden oluşur ve ters yönde
hareket ederler.
Mantık olarak torpidoların pervaneleri,
aerodinamik yapılarını bir kenara
koyarsak bahsettiğim çiftli ve ters yönde hareket
eden uçak pervaneleriyle çalışma prensibi
açısından büyük benzerlik göstermektedirler.
Ancak özellikle
bakım süreci
karmaşık ve
maliyeti çok
yüksek olduğu
için bu pervane
sistemi
günümüzde
çok nadir tercih
edilmekte olup,
özellikle askeri alanlarda ve teknolojik
araştırmalarda kullanılmaktadır. Bu sistemle
çalışan en meşhur motorlar, 1950’li yıllarda
Sovyetlerde üretilen 8 palli Kuznetsov NK-12
motorlarıdır. Bu motorların dördüyle üretilen
efsane uçak ise yine Sovyetlerin Tupolev-95
stratejik bombardıman uçağıydı.
Bu motorlar
sayesinde, ağırlığına rağmen “en hızlı” ve tek
“turboprop stratejik bombardıman uçağı”
olarak tarihe geçen Tu-95 ve bu modelden ilham
alarak geliştirilen 114, 119 ve 142 modelleri ile
daha uzun yıllar askeri amaçlı hizmet vermeye
devam edecek gibi görünmektedir.
Peki bu orjinal motorlarla yapılan sivil uçak yok
muydu diye sorabilirsiniz. Çalıştığım havalimanı
itibariyle şanslı olduğum için, birkaç sene önce
detaylı inceleme şansı bulduğum “Antonov-22”
türünün en gelişmiş modeliydi. Aynı zamanında
hala dünyanın en büyük turboprob uçağı olma
ünvanını elinde bulundurmaktadır.
Bu motorlarla ilgili olarak NASA ve General
Electric’in çalışmalarından da bahsedebiliriz.
“Unducted fan (kısaca UDF)” adıyla anılan projede
pervane sistemi motorun art alanında bulunmaktadır.
Yüzde yirmiye kadar artı güç imkanı sağlayan bu
motorla, yakıt tasarrufu sağlansada gerek bakımı
gerekse günümüzün motorlarına uygulanmasının
maliyeti çok yüksek olduğundan hala geliştirilme
süreci devam etmektedir.
Tüm havacılık camiasının dikkatlerinin daim
olması dileğiyle…
 BU YAZIYI PAYLAŞ
|